Merhaba Blog, Onur ben... Geceleri düşünmek için bolca vakit var. (Bkz. Gecenin 3'ünde dikelmiş bu yazıyı yazıyorum.) Neden? Çünkü yarınki dersi düşündüm. Fuat Akdağ geliyormuş. (Ders süperdi buarada. "Manyak mısın yavrum? Yarın dedin" demeyin. Kağıda yazmıştım yazıyı) Sonra kaçırdığım tek dersin Cem Aydın'ın dersi olduğunu anımsadım. Akabinde ise Berk'in "Kanka bloga son bir vurgun yapalım da, Cem Aydın'a atalım yazıları." deyişini...
Oysa ben, Cem Aydın'la hiç tanışmadım. Sadece "Senelik Bilmem ne Toplantısı"nda izlemişliğim vardı. Öyle uzaktan, sessiiiiz... ( Bu kısım çok duygusal olmuş, doğrudur.) Her neyse... Ne acayipti yahu o toplantı... 4 genç yönetici oturmuş, koca bir salona önemli mevzular anlatıyorlardı. ( Yalan olmasın Cem Aydın ayaktaydı.) Öyle gençtiler ki, bir ara "Ooho bizden geçmiş abicim yöneticilik. Gençler yapsın bari." diye düşündüğümü hatırlıyorum. C.A. o kadar hakimdi ki sahneye, bu adam bir program yapsa tutar diye de düşünmüştüm. Hatta o kadar tutardı ki, geceleri fazla mesai yapardık. ( Evet, o toplantıda biraz fazla düşünmüşüm ve hayır ben yalaka filan değilim.)
Bütün toplantı boyunca benden bahsetmişti uzun uzun. "Biz bu iş için parayla adam çalıştırıyoruz." demişti. Evet o adam bendim, ve evet para da alıyordum. Bir hamleyle sahneye fırlayıp, "Buyrun, benim.." demek yerine, sağıma soluma baktım ünümden etkilenen var mı diye. Neyse ki tanımamışlardı beni. Solumda kim olduğunu bilmediğim güzel bir kadın oturuyordu. O da benim "O" olduğumun farkında değildi. ...Sonra onu düşünmeye başladım...( Şaka şaka:) ) Ortamda sürekli benden bahsediliyordu. Uzun yıllar burada olmak istiyordum ama ünüm çok çabuk yürümüştü. Bu kez yalnızdım ama. İşte bu kez yalnız kovboy Red Kit'ten farksızdım. ( Berk... Sakın, "E ben kim oluyorum, sen Red Kit'sen?" diye sorma şimdi. Sen varken biz, Bitirim İkili, Batman Robin, Zeki Metin, C.A G.Y. tadındayız.) Neyse... Konu buradan bir yere bağlanmayacak, çok belli... Yakın zamanda sana işle ilgili güzel bir haber verebilirim diye ümit ediyorum Blog. En azından bir haber vereceğim kesin. Umarım o haber iyi olur, çünkü ben bu konuda elimden geleni yaptım, yapıyorum ve yapacağım kesinlikle... Boşuna bu kadar zahmete katlanmadık değil mi? Neyse Blog, yazının sonuna gelsem iyi olacak artık. Şayet uykum kaçmadan yetişmem gerek. İyi geceler Blog... İyi yolculuklar...
Archives
Evet sevgili blog. 7,5 ay ara verdik. şu an parmak hesabı yaptım o yüzden yaklaşık diyelim tabii.. ilk yemek yiyişim, aldığım ilk telefon, izleyiciden yediğim ilk küfür... hepsi dün gibi aklımda. şu zaman anladım ki, bütün bu hayallerin peşinden koşmak ve çaba... hepsine değdi.
Ha diyebilirsinki blog çok çaba sarfetmediniz, ben size yardım ettim. Emin ol öyle değil. başımıza baş vuru sürecinde neler geldiğini bilmiyorsun. en başından anlatayım ben sana.
öncelikle sağlık raporu. ben anladımki blog bu ülkede alınması en zor belgelerden biri. oysa biz çabuk olsun diye saitçiftçi amcanın sağlık yerine gittik. beşiktaş'a. bilmem kaç saat yemek yemedik. öncelikle ilk gördüğümüz saçmalık telefondan randevu alanlarla vezneden numara alanların numaraları birbirleri ile örtüşmüyordu. bir kaos ortamı hakimdi adeta. biz bu kaostan yararlanarak bir yolunu bulup sağlık raporu almaya teşebbüs ettik." kan verin" dediler. "peki dedik". elimize bir tüp verdiler geçtik. oradaki hemşire bana iğneyi sapladı. "sana yanlış tüp vermişler" dedi. "allah allah" dedim. diğer doğru tüp gelene kadar damarımda iğneyle bekledim. tam birbirimize alışmıştık derken, doğru tüp geldi kanı verdim. sonra ciğer filmi çektiler ve biz işimizi bitirmek için doktorun yanına çıktık. tahlillerde sonuçlandı filmlere de baktı ve hazırdık. ntv'ye doğru yola çıktık. oraya gittiğimizde şirketin doktoru "filmleri imzalamamışsınız" dedi. "yok biz daha okadar ünlü değiliz" espirisini ortamda ilk defa bulunmanın verdiği gerginlikle içimden patlattım. olay sonradan aydınlandıki (evet jeton geç düştü) doktor filmlere bakmış ama bakıp sağlıklı olduğunu belirtmemiş. dolayısıyla ertesi gün tekrar o doktora gidip imzasını aldım. çok şımardı.
birde tecil belgesi var. inanır mısın geçen cuma verebildik. o hikayeyi de sonra anlatacağım.
nasıl ama zorlu bir süreçmiş dimi hak verdin bana sen de. onur'da uğrayacak çok kısa bir zamanda sana. rüyasında yazı mı görmüş ne olmuş. benden de selam söyle kendisine...










